Reklam
Reklam

Uzay Turizmi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Reklam

İnsanlık olarak Dünya dışına doğru dalga dalga göçeceğimiz günler adım adım yaklaşmakta. Ancak önümüzde yine de uzun bir yol var, bu yoldaki duraklarımızdan ilki de uzay turizmini iyice geliştirmek olacak. Peki nedir bu uzay turizmi, çalışmalar ne alemde, ne zaman yelken açıyoruz uçsuz bucaksız ufuklara?

Konuyla ilgili tüm ayrıntıları ele alacağımız, okumayı tamamladıktan sonra uzay turizmi hakkında hararetli tartışmalara girebilecek seviyeye geleceğiniz bu dolu dolu yazımıza başlayalım:

Öncelikle bu “uzay turizmi” ne ola ki?
Uzay turizmi aslında konudan ne anlıyorsanız tam olarak o: Belli ücretler karşılığında insanları keşif ve benzeri amaçlarla değil de, dinlenme ve eğlenme amaçlarıyla uzaya götürüp getirmek. Normal turizmin tanımına sadece uzay kelimesinin eklenmiş hali diyebiliriz.

Bu arada “uzay turisti” ifadesine bazı çevrelerin karşı çıktığını da belirtelim. Çünkü öyle parasını ödedikten sonra normal tatile gidermiş gibi elinizi kolunuzu sallaya sallaya gitmeniz mümkün değil; çok sıkı eğitim ve antremanlardan geçiyorsunuz. Üzerinizde bir takım deneyler uygulanıyor, uygun görülürseniz gitmek için önünüz açılıyor. Yoksa istediğiniz kadar para dökün, maalesef Dünya’yı terk etmenize izin verilmiyor.

Bugüne kadar “uzay turisti” olan insanlar var mı?
Var ama az sayıda, nitekim bugüne kadar uzay turisti olmayı başaran sadece 7 insan bulunuyor. Rus Uzay Ajansı ile 7 multimilyoneri 2001 ile 2009 yılları arasında uzaya gönderen Space Adventures şirketi, 1-2 haftalık bu geziler neticesinde her bir kişiden 20-40 milyon dolar kadar para almış. Bu seyahetler uzun bir süredir durmuş durumda; ancak bu yıl sonunda tekrar başlamaları öngörülüyor.

Eğer bu uzay turizmi olayına özel şirketler el atarsa işler biraz daha değişecek.
İlk olarak bu kişiler 100 km yüksekliğe kadar çıkarılabilecek, bu yükseklik de Dünya’nın atmosferinin bittiği noktaya denk geliyor. Böyle bir seyahati planlayan firmalardan biri olan Virgin Galactic, yolcuların bu yükseklikte bir kaç dakika boyunca ağırlıksız kalmayı deneyimleyeceğini ve Dünya’nın tamamını olmasa da bir kısmını görebileceğini söylüyor. Hal böyle olunca da biletlerin fiyatları da milyonlarca dolar değil, 250 bin dolara düşüyor.

Yine de Ekim 2014’te Virgin Galactic şirketinin SpaceshipTwo aracının kazası neticesinde bu planlara daha şüpheyle yaklaşılmaya başlandı. Şirket hala diğerlerine göre bir adım önde görünse de, planların uygulamaya geçme tarihi bir süre ertelenmiş durumda.

Bunun yanı sıra SpaceX ve Boeing gibi bazı şirketler turistleri daha da uzaklara götürmenin planlarını yapıyor.
Alçak Dünya yörüngesi bu noktalardan biri. İki şirket de turistler için, NASA astronotlarını Uzay İstasyonu’na taşıyan araçlarını kullanacaklarını açıklamış durumdalar. Yine de bu konuda çok net bir karar yok. Hatta günün birinde bu şirketler turistleri özel uzay otellerine götürebilirler. Bu oteller Bigelow Aerospace firması tarafından planlanıyorlar, şirket şimdiden yörüngeye iki adet deneysel istasyon göndermiş durumda. Bu konuya daha sonra detaylı değineceğiz.

Uzay turları ne zaman yaygın hale gelecek?
Uzay turları düzenleme konusunda bir hayli yol kat ettik, ancak hala çok yakın sayılmayız. Yine de sevindirici gelişmeler olduğunu söylemek gerek. İlk olarak, bu konuda çalışmalar yapan bir çok başarılı şirket ortaya çıktı. Virgin Galactic şirketinin yanı sıra Blue Origin adlı şirket bunlardan biri. Kendi yörünge-altı uçuşu için roket geliştirmeye odaklanan Blue Origin, bir kaç başarısız denemeden sonra geçtiğimiz sene başarılı bir uçuş gerçekleştirmişti. En son yapılan açıklamalarında ise üzerinde çalıştıkları New Shepard adlı araçlarının yörüngeye 3 insanı aynı anda taşıyabileceğini açıkladılar.

Virgin Galactic şirketi de kaza sonrasında oldukça toparlanmış durumda, hatta diğer şirketlere göre bir adım daha öndeler. 2015 sonlarında gelişmiş bir araçla test uçuşlarına başlayacakları konuşuluyor. Bunun yanı sıra Kaliforniya menşeili XCOR Aerospace şirketi de aynı amaçla 8 yıldır üzerinde çalıştığı uzay araçlarının test uçuşlarına yakında başlayacaklarını duyurmuş durumda.

Şirketlerin iddiaların bakılırsa uzun bir süredir uzay turlarından yalnızca bir kaç yıl uzağız gibi görünüyor…
Yine de o bir kaç yıl hiçbir zaman bitmiyor. Buna rağmen başta da dediğimiz gibi, günden güne yaklaşıyor olmamız büyük ihtimal; özellikle de uzay turisti olmak için sıraya girmiş olan milyarderleri ve bu konu üzerinde çalışan firma sayısını düşününce bu ihtimal daha da kuvvetleniyor.

Çözülmesi gereken problemler olduğunu belirtmek lazım pek tabii. Virgin Galactic’in yaşadığı kaza korkutucu bir örnek olarak ortada duruyor. Yıllardır süren çalışmalara rağmen risk hala çok yüksek, nitekim her 20 uzay roket denemesinden 1’i başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bu rakam pek çok insan kabul edilemez bir risk olarak görülebilir.

Yine de bu konuda kesin konuşmak mümkün değil, nitekim Everest’e tırmanan her 100 insandan 1 tanesi ölüyor; buna rağmen Everest’e tırmanmayı isteyen insanların sayısı pek azalmıyor. Eğer Virgin Galactic de bu oranı %5’ten bu %1 oranına biraz daha yaklaştırırsa pek çok maceraperestin olaya daha sıcak bakacağını öngörmek yanlış olmaz. Kaldı ki araştırma sonuçlarına göre şuan bile erkeklerin %97’sinin, kadınların ise %80’inin uzay seyahatine sıcak baktığı ortay çıkmış.

Yörünge etrafında otel gibi döşenmiş araçlarla uçuşlar yapmak mümkün olacak mı peki?
Öncelikle şirketler ilk olarak alçak Dünya yörüngesi uçuşlarından paralar kazanıp sonrasında bu paralarla yörünge uçuşlarına başlamayı planlıyorlar. Bu iki uçuş benzer olarak görülebiliyor; ancak aslında olay hiç öyle değil. Nitekim bu uçuşları yapabilmek için gereken hızlar arasında çok büyük farklılıklar var. Öncelikle alçak Dünya yörüngesine (atmosferin bittiği nokta) gidip geri dönmek ile yörünge etrafında seyahat etmek arasında gerekli enerji bakımından devasa bir fark bulunuyor.

Her ne kadar Virgin Galactic şirketi yörüngede uçacak uçaklar yapma planlarına başlamış olsa da, bir uçağı o yüksekliğe çıkaracak teknolojiye hala sahip değiliz. Yörüngeye çıkan her araç bugüne kadar dik şekilde çıkabildi, bir uçak için dik şekilde çıkmadan yörüngeye ulaşabilmek için gereken hız oldukça fazla. Bu nedenle roketle uçuş yapınca da roket teknolojimizin yıllardır aynı olması nedeniyle masraflar hala çok uçuk seviyelerde. Şirketlerin ilk olarak bu masrafları düzeltmesi lazım. Nitekim baştan bir roket yapımı 50 milyon dolara mal olurken, sadece yakıtını tekrardan doldurmak 200 bin dolar tutuyor.

İşte tam da bu konuda SpaceX büyük bir adım atmış durumda.
Geçtiğimiz günlerde ilk defa yeniden kullanılabilir roketle uçuş denemesini başarıyla gerçekleştiren ve roketi sağ salim yere indiren SpaceX firması, zamanla uzay turizmi alanında büyük söz sahibi olabilir. Yine de hala bir sorun var: Uçuşlar arasındaki zaman oldukça fazla olacak. Örneğin çok fazla sayıda mühendis çalışsa dahi SpaceX’in sağ salim geri indirdiği bu roketle tekrar bir uçuş yapmak aylar alacak. Tüm bu iş gücü için ayrılacak para miktarı da hala masrafları oldukça artıran bir etken. Yani hala bilet fiyatlarını daha aşağı düşürebilecek bir çözüm bulunabilmiş değil; çünkü bu masraflar neticesinde ucuz hizmet sunmak mümkün değil.

Mars konusunda ne durumdayız, oraya insan taşımak için planlar var mı?
2007 yılında Google Lunar X adlı bir ödül açıkladı ve Ay üzerine bir araç konduracak ilk şirkete 20 milyon dolar verileceği açıklandı. Ödülün son tarihi 2012 idi, ancak bu süre 2016’ya kadar uzatıldı ve ödül de 30 milyon dolara çıkarıldı. Şimdilik 16 şirket bu konuda çalışmalar yapıyor. Bu şirketlerden biri olan Moon Express’in daha büyük amaçları da bulunuyor: Dünya’da nadir olan ancak Ay’da bulunan bazı elementleri oradan buraya taşımak. Bunun yanı sıra Golden Spike Company ise 2020 yılında Ay’a turistleri götürüp getirmeyi planlıyor.

Mars keşfi içinse bir çok plan NASA ve diğer devlet organizasyonlara ait. Yine de bazı özel şirketlerin bu konuda planları var. Örnek vermek gerekirse; SpaceX. Hatta kendilerinin planları bir adım daha ötesini kapsıyor: Mars’ta koloniler kurmak. Red Dragon görevlerinin bir parçası olarak Mars’a insansız uzay aracı göndermeyi planlayan SpaceX, daha sonrasında bu aracı tekrar Dünya’ya getirmenin planını yapıyor. Şimdilik bu görevin 2022’de yapılması planlanıyor, ancak henüz net bir durum yok.

Uzaya gidip gelen insanların yaşam hakkındaki görüşleri değişiyor mu?
Bu da çok sık akla gelen sorulardan biri, olayın biraz daha insancıl yönü. Yörünge altı uzay uçuşu ile yörüngedeki uçuşlar arasında büyük bir fark daha var: Dünya’nın görünüşü. İkincisinde Dünya’yı ilkine göre tam 10 kat daha uzaktan görüyorsunuz. Hal böyle olunca da manzaranız daha bir geniş oluyor, Dünya’nın uzaydaki konumunu biraz daha iyi algılıyorsunuz. Bir çok astronotun bu boşluğun içinde yüzen mavi küçük küre manzarası sonucunda yaşama daha farklı bir perspektiften bakmaya başladıkları biliniyor.

İşte şirketler de bu yükseklikte yapacakları uçuşlarla yolcularına bu imkanı sağlamak istiyor. Dolayısıyla yörünge altı uçuşlardan ziyade gözlerini yörünge uçuşlarına dikmiş durumdalar. Yine de yörünge altı uçuşları için bile büyük bir talebin olacağı ortada, sonuçta öyle de uzaya gidip gelmiş oluyorsunuz.

Fikir süper, fikir harika. Peki uzaya gidip gelmek bana ne kadara patlayacak?
Bugüne kadar 7 kişinin uzay turisti olduğunu söylemiştik; bu 7 kişinin bu iş uğruna harcadığı toplam para ise tamı tamına 204 milyon dolar. 1-2 hafta süreyle uzayda kalan bu milyarder insanlar gibi bir gün biz de uzay turisti olabilecek miyiz? Cevapsa; biraz zor görünüyor.

Öncelikle şirketlerin şuan yapabileceği en iyi şey yörünge altı uçuşlar gerçekleştirebilmek. Bir saat civarı sürecek bu uçuşlar neticesinde atmosferin dışına bir kaç dakika çıkabilecek, bu nedenle yer çekimsiz ortamı bir kaç dakika deneyimleyebilecek, ve buna rağmen yine yüz binlerce dolar ödeyeceksiniz. Eğer daha yukarılara kadar çıkabileceksek de bu sefer bilet fiyatları milyon dolarları bulacak. İki uçuş türü de zamanla ucuzlayabilir, ancak yine de milyarder olunmadığı sürece ikisini de deneyimleme şansı olmayacak gibi duruyor.

Tüm bu durumlar da bizi büyük bir hayal kırıklığına sürüklüyor: Uzay turizminin sadece süper zenginlere hitap edecek olması. Zenginlik için yeni bir kriter olarak görülebilecek bir hale bile gelebilir bu durum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN